Haşhaşiliğin kanıtı

  • Burdur Ulusal Gönüllüleri kahvaltılı söyleşisinde konuşan emekli Albay Hasan Atila Uğur’un anlattığı bir anekdot, 17-25 Aralık operasyonundan sonraki süreçte dönemin Başbakanı Erdoğan tarafından 15 Temmuz darbe girişimine kalkışan ABD/ FETÖ kadroları hakkında “Haşhaşiler” nitelemesinin boşuna söylenmemiş olduğunu kanıtladı. Uğur, Işıkevleri’ndeki tütsülerin tömbekilerinde esrar parçacıkları saptadıklarını belirtti. Bu nedenle ABD/ FETÖ’nün gerçek kimliğini ve tehlikesini saptayarak devlet yetkililerini daha o zamanlar, 2002 yıllarında uyardıklarını, ancak dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün, “Albayım, alnı secdeye varanlarla niye uğraşıyorsunuz” diye sorguladığını ve kendisini derdest ettiklerini ifade etti.
    BİR IŞIKEVİ BASKININDA ASTSUBAY OKULU ÖĞRENCİLERİ YAKALANDI
    Amerikan güdümlü Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ’yle) ilgili olarak 2002 yılında 2 klasör belge hazırladıklarını, yaptıkları araştırmalara dayanarak daha o zamanlar ne derece tehlikeli bir örgüt olduğunu sezdiklerini anlatan Uğur, “1999 yılında yaşadığımız bir olayı size anlatmak istiyorum” dedi.
    “O FETÖ’ye alnı secde ediyor diyenler, bunu iyi dinlesinler” diyen Uğur şu deneyimini anlattı:
    1999 yılında Ankara’da Demetevler’de bir Işıkevi hakkında ihbar geldi. Eve baskın yapıldı.
    “15-16 yaşında ufacık Astsubay Okulu öğrencileri…
    SALONDA ATATÜRK POSTERİ ASILIYDI VE NUTUK VARDI
    “Kapıdan içeri girdim. Karşıda bir konsol. Konsolun üzerinde bir Nutuk. Hiç kapağı açılmamış. Üstünde Mustafa Kemal’in posteri yapıştırılmış. İçeri giriyorsunuz, bir İran halısı, geniş, zengin. Sehpaların üzerinde iki tane tütsü yanıyor. Tütsü, sigara dumanından korur sanısıyla evin içinde yakılan nesne. İçeride pasta vs, her şey var. 15-16 yaşında çocuklar. Bir tanesine sordum ‘oğlum senin burada ne işin var?’ diye. Dedi, ‘komutanım, ben Kastamonu, Cideliyim. Ben buraya astsubay olmaya geldim. Kazandım imtihanı, geldim, Türk Ordusunda şerefimle görev yapacağım; bu bayrağın altında, Peygamber Ocağında. ‘e’ dedim, burada ne işin var?”
    Emekli Albay Uğur şöyle devam etti:
    “Ben hafta sonları maça gitmek istiyorum” dedi. 2 gün izni var zaten.
    “Ama diyor, abiler diyorlar ki, gel burada bak pasta var, börek var. Çörek var. Size video da izleteceğiz. Üçüncü haftadır buraya getiriyorlar. Ama şöyle bir şey var. Ben içeriye zorla giriyorum. Sıkkın bir şekilde moralim bozuk giriyorum. Dışarıya ise müthiş bir mutlulukla çıkıyorum.”
    TÜTSÜLERİN İÇİNDEKİ TÖMBEKİDE ESRAR TOHUMLARI BULUNDU
    Bunun üzerine tütsüdeki tömbekileri alıp Jandarma Kriminal Büroya gönderdiklerini belirten Uğur, “tütsülerin içindeki tömbekide esrar tohumları bulundu” diye konuştu.
    Daha 1999 yılında “müthiş bir örgüt geliyor” diye dosyalar hazırlayarak devlet büyüklerine verdiklerini, “bunların Allah’la, dinle hiçbir ilişkilerinin olmadığı”nı vurguladıklarını belirten Uğur devletin muamelesini şöyle özetledi:
    GENELKURMAY BAŞKANI ÖZKÖK:
    “ALBAYIM, ALNI SECDE DEDENLERLE NİYE UĞRAŞIYORSUNUZ?”
    “O zaman, hiç unutmuyorum, 2002 yılında, Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök. Bir asker için komutanı hakkında konuşmak uygun değildir ama bunu herkes ayan beyan bildiği için söylemek zorundayım. Ben bu dosyaları verdiğim zaman, Genelkurmay Başkanı aldı baktı; bana şunu söyledi: Albayım, alnı secde edenlerle ne uğraşıyorsun? Cumhurbaşkanına da verdim bu dosyadan. Bir seneye kalmadan beni başka bir göreve derdest ettiler.”
    FETÖ ile mücadelede devletin hışmına uğramış başka devlet görevlilerinden de bahsederek şöyle sürdürdü konuşmasını:
    “Ondan önce Nuh Mete Yüksel Fethullah Gülen’le ilgili bir dava açtı. Adama bir kaset komplosu yaptılar, o da bitti. Adil Serdar saçan, saygıyla selamlıyorum o arkadaşımızı, Emniyette Müdür, adamı polislikten attılar. Kimliğini aldılar, tabancasını aldılar, yapayalnız bıraktılar. Ve geldi Silivri’de benimle birlikte aynı hücrede kaldık.”

    Category : Belgesel

    #haşhaşiliğ#kanıı

arrow_drop_up