ORHAN GENCEBAY BİZE ÜÇ NESİL KAYBETTİRDİ.

  • ORHAN GENCEBAY BİZE ÜÇ NESİL KAYBETTİRDİ.
    25.11.2018
    SAAT: 07.00
    twitter.com/memduhtv
    www.facebook.com/memduhsb
    Orhan Gencebay çok başarılı bir müzisyen.
    Bir notist… Müziği çok iyi biliyor…
    Ve eminim gazete okur gibi nota okuyor…
    Ama… O bir sanatçı değil…
    O bir tüccar…
    Sadece tüccar da değil…
    O, 3 nesli bizden çalan bir karamsar…
    Ezik, kaybetmeleriyle ve başarısızlıklarıyla övünen, gariban, kula kul olmuş 3 kuşak Türk siyasetini de toplumsal hayatını da felç etti…
    Eleştirim Orhan Gencebay’ın yaptığı müziğe değil…
    İtirazım yazdığı sözlere…
    Bakın mesela şu şarkınız sözleri de müziği gibi Gencebay’a ait…
    Bir gün içki dolu vücudum
    Musalla taşına konursa
    Sen bilirsin meyhaneci onu nasıl sevdiğimi
    Namazım kılınır da
    Merhumu nasıl bilirsiniz diye sorulursa
    Tek suçu aşka inanmaktı
    İyi biliriz dersin değil mi
    Dertliyim derdim dünyadan büyük
    Meyhane evim sarhoşlar dert arkadaşım
    Elimde sigaram dumanı da bir başka yük
    Anam da babam da sensin şarap
    Meyhaneci bir tek sırdaşım
    Geçti artık değil mi bizim bizim
    Neşemiz her şeyimiz
    Hayat ızdırap felek kahpe kahpe değil mi
    Her yudumda damla damla artan kederimiz
    Gün gelir de meyhaneyi mezar yapar değil mi
    Oysa benim ilk delikanlılık yıllarımda dinlemeye doyamadığım bir Dr. Alaattin Yavaşça şarkısı vardı.
    Sözleri Şerafettin Aydınlık’a ait o Kûrdîli hicazkâr eser şöyle idi.
    Geçmesin günümüz sevgilim yasla
    O güzel başını göğsüme yasla
    Birleşebilir mi âh aşk ihtirasla
    O güzel başını göğsüme yasla
    Elâ gözlerinde menevişler var
    Kor gibi dudaklar ve kızıl saçlar
    Okşasam usanmam mahşere kadar
    O güzel başını göğsüme yasla
    Otuzlu yaşlarımın ilk yıllarıydı…
    Isparta’da kısa dönem askerliğimi yapıyordum.
    Sevgilim ve iki evladımızdan ilk kez o kadar uzun ayrılmıştım.
    Telefonla konuşmak mümkün değildi.
    Bazen ankesörlü telefonun başında beklemek için izin alıyorduk ama kolay bağlanmıyordu ki meret telefon…
    Konuşma da en çok iki dakikaydı ve iki dakika bittiğinde kesiveriyorlardı…
    İşte günlerde en çok da Erol Sayan'ın sözleri Mehmet Gökkaya'ya ait hüzzam eserini söylüyordum.
    Yine yakmış yâr mektubun ucunu
    Askerlikte sevdâ çekmek zor diyor
    Yükleyip postanın bana suçunu
    Hatırımı teller ile sor diyor
    Askerlikte sevdâ çekmek zor diyor
    Dinlenmeler bir sigara içimi
    Duman duman sen kaplarsın içimi
    Kırklı yaşlarıma gelmiş miydim bilmiyorum ama en çok da ilk gençliğimizdeki uykusuz geceleri hatırlatan Zekai Tunca’nın kürdili hicazkar şarkısını dinliyor söylüyordum.
    O şarkı bana da sevgilime de tanıştığımız ilk yılları hatırlatıyordu.
    Düğünde veya bir baloda şarkı söyledikten sonra gecenin bir yarısı subay lojmanlarının önünden geçtiğim kış gecelerini hatırlatıyordu…
    Tabii ki bazen gecikiyordum ve sevgilim uyumuş olduğu için pencereye çıkamıyordu.
    O gece yatarken rüyamda görmek için dua ediyordum…
    Zekai Usta’nın eseri şöyle idi.
    Yıldızlara baktırdım fallarda çıkmıyorsun
    Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa
    Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun
    Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa
    Yalvarırım mektup yaz beş dakika ayır da
    Su serp yanan bağrıma sağlığını duyur da
    Yaban gülü gibisin dağda kırda bayırda
    Seni dermem imkânsız rüyalarım olmasa

    Category : Müzik

    #orhan#gencebay#bİze#uuml#ccedil#nesİl#kaybettİrdİ

    0 Comments and 0 replies
arrow_drop_up